22 Aralık 2010 Çarşamba

Sigara nasıl bırakılır

Hep sigara içme, bırak o sigarayı gibi sözlerden bıktınız değil mi? Sigara seni öldürür cebine zarar diyenlerden sıkıldınız değil mi? Bir mahkuma gereken şey nutuk çekmek değil hücresinin anahtarını vermektir. Sigaradada aynı şey geçerlidir. Sigara içen bağımlılara nutuk çekmek bir işe yaramaz. Tuzağa düşmüş gibisiniz bırakmanız gerektiğini biliyorsunuz ama bu bırakmanıza yardımcı olmuyor sigara hayatınızı kontrol ediyor kendinizi köle gibi hissediyor bütün bunlar neden. Sigara içme nedenlerinizin birer yanılma olduğunu anladığınızda sigara bırakmanız da kolaylaşacak. Sigarayı başlamaya ne zaman seçtiniz? Sigaraya devam etmeyide seçtiniz mi? Sigara içenlerin büyük bir çoğu keşke sigaraya başlamasaydım der.
Sigara içen ve bırakmak isteyen insanların sigarasız düşünceleri
1- Sigarasız yemek yiyebileceğimi düşünemiyorum
2- Sigaram azalınca telaşa kapılıyorum
3- Sigara içmezsem topluluk içinde rahat edemiyorum
4- Ne zaman sigarayı bırakmayı denesem mutsuz ve sinirli oluyorum
5- Hayatın stresi ve dertleriyle başa çıkmak için içiyorum
6- Bir keresinde 3 ay önce bıraktım ama hala sigara içme isteğim geçmedi
Sigarayı bırakmak istiyorsunuz ama zor olduğunu düşünüyorsunuz ve başaramamaktan korkuyorsunuz. Sonuçta henüz başaramamızsınız. Nikotin sakızları, Akapunktur vs. yöntemlerle bırakmayı denediniz ama hiçbir işe yaramıyor. Zor ve imkansız olduğuna kendinizi inandırmışsınız. Neden sigara içtiğinizi anlamadan sigara bırakmaya çalışırsanız başarma şansınız çok zordur.
Sigara kullanan insanlara sorulmuştur Neden Sigara içiyorsunuz?
1- Stresle başa çıkabilmek için içiyorum
2- Dinlenirken sigara içiyorum
3- Konsantre olmamı sağlıyor
4- Tadını seviyorum
5- Can sıkıntımı geçiriyor
6- Kokusunu seviyorum
7- Sosyal bir Olay
8- El akışkanlığından
9- Çekici ve Güzel
10- Ağız alışkanlığı
11- Duman çekmeyi çok seviyorum
12- Bir Destek – Bir Zevk – Bir Eş – Bir Dost
13- Sigarasız mutsuz oluyorum
14- Sadece alışkanlık
15- Sanırım bağımlı bir kişiliğim var
16- Nikotin bağımlısıyım
17- Bilmiyorum
vs. gibi cevaplar alınmıştır.
Sigara içmenin avantajı varsa içenler neden sigarayı bırakmak ister ki? Bir faydası olsa birçok kişi sigarayı bırakmak istemez. Sigara içenler sigarayı neden bırakmak istiyor işte sebepleri;
1- Sağlığıma zararlı
2- Bir servere maloluyor
3- Pis ve iğrenç bişey
4- Hayatımı kontrol ediyor
5- Nefesim kokuyor
6- Saçım ve Elbiselerim kokuyor
7- Çocuklarıma kötü örnek oluyor
8- Dişlerim sararıyor
9- Aksırtıp Öksürtüyor
10- Tam bir kölelik
Sigara topluluk içinde daha çok AntiSosyal kabul ediliyor. Sigara içenlerin bırakma nedeni bile olabiliyor. Sigara içenlerin sigarayı bırakmak isteyipte bırakamayıp uydurduğu bahaneler;
El alışkanlığı olmuş
Ağız alışkanlığı olmuş
Ozaman niye yakıyorsunuz ki sağlığınıza hiç zarar vermeden paranızı da kurtarabilirsiniz.
Dumanı içime çekmeyi çok seviyorum
Sigaranın en kötü yanı sigara içerken kendinizi boğarak öldürmek zorunda kalmanızdır. Sigara dumanını özel kılan ne? Çünkü nikotin içerir ve bu madde bağımlılık yapar. Sigarayı neden bırakamıyorsunuz diye sorulduğunda aşağıdaki gibi cevaplar alınır;
1- Bağımlı bir kişiliğim var
2- Nikotin Bağımlısıyım
3- Bilmiyorum
4- Bir destek
5- Bir Zevk
6- Sigarasız mutsuz oluyorum
Sigarayı bırakmayı yada azaltmayı denediğinizde mutsuz olduğunuzu biliyorsunuz. O yüzden bırakma konusunda korkularınız var bu korkular ömür boyu beyninizin yıkanmasının bir sonucu. Doğduğunuz andan itibaren sigaranın insanı rahatlattığını, dikkati toplamayı sağladığını, stresi sıkıntıyı azalttığını duyuyoruz. Hayatla başa çıkmak hayatın tadını çıkarmak için sigara ihtiyacımız olduğuna inandırılıyoruz. Bunlar yanlış inanışlardır. Sigara içenlerin kendileri bu yanılsamaları devam ettiriyorlar.

18 Aralık 2010 Cumartesi

Kısırlık neden olur

Kısırlık veya infertilite herhangi bir korunma olmaksızın, düzenli ilişkiye rağmen bir yıl içerisinde çocuk sahibi olunamaması durumuna denilmektedir.

Kısırlık neden olur Kısırlığın sebepleri nelerdir

Anovulasyon (Yumurtlamanın olmaması)
Kadın infertilitesinin en yaygın nedeni ovulasyon (yumurtlama) olmamasıdır. Ovulasyonun olup olmadığını gösteren en önemli işaret adet düzenidir.Bir çok faktör kadınlarda yumurtlama bozukluğuna neden olabilir. Çeşitli organlara bağlı gelişebilen hormonal düzensizlikler, PCOS, aşırı egzersiz.düzensiz diyet, stress, sigara, alkol yumurtlamayı etkileyebilir. Hiç bir neden olmaksızın gelişen over yetmezlikleri, iltihabi hastalıkları ve erken menapoz daha az görülen yumurtlamanın olmadığı durumlardır.
Tubal -peritoneal Faktörler
Geçirilmiş iltihabi hastalıklar ve operasyonlar, karın içine kanama veya endometriozis nedeniyle yumurtalıklar ve tüpler, içinden sperm veya döllenmiş yumurtanın geçemeyeceği şekilde zedelenmiş olabilir. Bazan tüpler ve yumurtalıklar normal gibi görülse de tüp içinde oluşan hasar nedeniyle gebelik olmayabilir veya dış gebelik oluşabilir.
Hormonal bozukluk
Hormonal bozukluğun her şekli yumurtlama bozukluğuna ve dolayısıyla kısırlığa neden olabilir. Hormonal bozukluk anovulasyona ( yumurtlamanın olmaması) yol açması nedeniyle doğurganlığı azaltmakla birlikte rahmin iç mukozasını ve döllenmiş yumurta hücresinin rahim içerisine ekilmesini de etkiler. PCOS (Poli kistik over sendromu), tiroid hastalıkları, böbrek üstü bezi hastalıkları, hipofiz bezi hastalıklarında oluşan hormonal bozukluklar da doğurganlığı azaltabilir.
Endometriozis
Rahim içi mukozası olan endometriumun rahim dışında yerleşmesi ve fonksiyon göstermesi olan endometriosis -çukulata kisti hastalığı- daha çok yumurtalıklarda yerleşir. Doğurganlığı kuvvetle etkiler. Endometriozisin yumurtlama, döllenme ve döllenmiş yumurtanın ekilme aşamasında olumsuz etkileri olabilmektedir.
Abortus
Daha önceki düşükler veya isteğe bağlı kürtajlar rahim ağzında veya içinde hasarlara ve yapışıklıklara neden olabilir. Böylece döllenmiş yumurtanın rahim içine ekilmesi (implantasyon) bozulabilir. Bu olaylar gebelik olamaması veya erken embrio ölümüne veya erken doğuma neden olabilir.Tekrarlayıcı düşükler ve küretajlar rahim içinde ciddi yapışıklıklar oluşturabilir. Bu yapışıklıklar sonucu adet kanamasının hiç olmaması veya azalması (Asherman Sendromu) mümkündür. Böyle bir durumda hiç gebelik olamayacağı gibi (rahim içinde gebeliğin tutunması ve beslenmesi için gerekli olan alanın azalması sonucu) tekrarlayan düşükler de görülebilir.
Yumurta veya sperme karşı antikor varlığı
Nadir durumlarda vücudun bağışıklık sistemi kendi yumurtasını veya erkeğin spermini yabancı bir doku olarak tanır ve bağışıklık sistemi buna karşı antikor adı verilen öldürücü veya durdurucu maddeler üretir. Rahim ağzındaki salgıda erkeğin spermine karşı antikorların var olması sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Sonuç olarak antikorlara bağlı olarak sperm rahim ağzından içeriye giremez ve döllenme gerçekleşemez.
Rahim anormallikleri
Rahimdeki doğumsal yapı ve şekil bozuklukları infertiliteye yol açabilir. Bu yapısal bozukluklarda rahim içi örtücü epitelinin (endometrium) kanlanmasında azalma ve gebelikle birlikte rahmin yeterince büyüyemesi neden olabilmektedir.Ancak genellikle diğer nedenlerin olmadığı gösterildikten sonra doğumsal şekil bozuklukları kısırlık nedeni olarak ele alınmalıdırlar.

Orgazm sorunu

Orgazm olamıyorum diyen orgazm sorunu yaşayan kadınlar için bilgiler:

Kadinlarda orgazm çoğunlukla direkt klitoris uyarisiyla oluşmaktadir. Bu konuda yapilan kisitli sayida çalişma direkt klitoral uyari olmadan orgazm olabilen kadinlarin oraninin ancak %30 olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kadinda orgazm olamama durumunu öncelikle “hiç orgazm olamama” ve “cinsel ilişkide orgazm olamama” şeklinde ayirmak gerekir.
Orgazm olamayan bir kadin ilişki esnasinda kendini orgazm takliti yapmak zorunda hissedebilir. Bunu yapmasinin nedeni eşine onun “yetersiz” olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da yine eşinde kendisinin “yetersiz olduğunu” kanisini uyandirmayi engellemektir. Bu tür bir uygulama problemin daha da karmaşik hale gelmesine neden olur, zira orgazm olamayan bir kadin için eşinin yapacaği etkili bazi değişiklikler sözkonusuyken, böyle bir durumda bunlar gündeme gelmez ve erkek “herşeyin normal gittiğini” düşünmeye devam ederek bir değişiklik yapma gereği duymaz.

Orgazm sorunu yaşayan Orgazm olamayan Kadınlar orgazm olmak için ne yapılması gerekmektedir?

Öncelikle şunun vurgulanmasi gerekir. İlişkide ayni anda orgazm olunmasi diye bir gereklilik yoktur. Esas olan fizyolojik ve anatomik gerçekler nedeniyle kadinin ya eşiyle beraber ya da eşinden önce orgazm olmasidir. Erkek orgazm olduğu andan itibaren refrakter periyod adi verdiğimiz döneme girer. Bu dönemde ereksiyon etkinliğini kaybetmeye başlar ve belli bir süre erkeğin yeni bir ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazir olmasi belli bir süre gerektirir. Bu süre erkekten erkeğe değişmekle beraber birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir.
Arka arkaya bulunulan ilişki sayisi arttikça refrakter periyodun süresi de uzar. Bu erkeklerin bir gerçeğidir. Kadinlarda ise bu refrakter periyod ya çok kisadir ya da yoktur. Kadinlar arka arkaya defalarca orgazm olabilirler ve hatta ayni ilişki içerisinde bile çok sayida orgazm olabilirler.
Buradan çikan sonuç, erkeğin kadinin orgazm olabilmesi için gerekli koşullari sağlamak için çaba göstermesi gerektiğidir.
Kadinin orgazmi yaşayabilmesi için çiftlere düşen görevler:
-Erkeğin kendisinin orgazma ulaşmak için geçen süreyi mümkün olduğunca uzatmasi: erkekler çok kisa sürelerde orgazm olabilirlerken kadinlar için orgazm olabilme süresi çok daha uzundur. Bu süre bir yandan kadinin ilişkiye ruhsal ve fiziksel olarak ne kadar hazir olduğuyla, öte yandan ilişkide kadinin duyarli bölgelerinin ne kadar uyarildiğiyla ilgilidir.
-Çoğu kadinda orgazm için direkt klitoris uyarisi gerekir. Her kadinin anatomik yapisi farkli olduğundan çiftlerin, kadinin klitoral olarak en iyi uyarilabildiği ilişki pozisyonunu seçmeleri gerekir. Klitorisin en iyi uyarildiği ve çiftin yüzyüze bakmasi nedeniyle emosyonel özellikleri en güçlü pozisyon erkeğin üstte olduğu, en az uyarildiği ve yüzyüze bakilmamasi nedeniyle duygusal temasin en az olduğu pozisyon ise kadinin arkasini döndüğü ve erkeğin arkada olduğu pozisyondur. Ancak bu her kadin için geçerli olmayabilir. Bu yüzden kadin eşine en çok hangi pozisyonda uyarildiğini hissettirmeli ya da direkt söylemelidir.
-”Önsevişme döneminin” uzun tutulmasi: kadinlar için “önsevişme dönemi” çok önemlidir. Kadinlarin ilişkiye hazir olmalari erkeklerdeki kadar kolay değildir. Yeterince hazir olunmadan ilişkiye başlandiğinda genital bölgenin gevşemesi ve kayganlaşmasi yetersiz olduğundan ilişki kadin için tatsiz bir deneyime dönüşebilmekte ve doğal olarak böyle bir ilişkide orgazm söz konusu bile olmamaktadir. Kadin hazir olduğu mesajini eşine verebilmeli, erkek te bu mesaji alabilmelidir.
Burada unutulmamasi gereken diğer bir önemli nokta ise önsevişme döneminin gereğinden fazla uzun tutulmasinin da hem erkeğin hem de kadinin orgazm olma süresini ve orgazm şiddetini olumsuz etkilediğidir.
-Erojen bölgeler adi verilen bölgelerin kadin orgazmina katkisi ihmal edilmemelidir: Erojen bölgeler adini verdiğimiz bölgeler kadindan kadina değişmekle beraber siklikla memeuçlari, kulak arkalari, bacaklarin iç yüzleri kadinin en erojen bölgeleridir. Kadin eşine önsevişme dönemi boyunca ve tüm ilişki boyunca erojen bölgelerinin dokunulmasindan hoşlandiği mesajini verebilmeli, erkek te bu konuda duyarli olmalidir. Erojen bölgelerin uyarilmasinin kadinin ilişkiye daha hazir olmasinin sağlanmasi yaninda orgazm olmasini kolaylaştirici özellikleri olduğu unutulmamalidir.
-Bir kadin her ilişkide vajinal yoldan orgazm olamayabilir. Bazi kadinlar vajinal yoldan hiç orgazm olamazken, bazilari bazi ilişkilerde olurlar, diğerlerinde olamazlar. Vajinal orgazm öğrenilmesi gereken bir orgazm türüdür ve bir kadinin defalarca ilişkide bulunmadan vajinal yoldan orgazm olabilmesi beklenmemelidir. Vajinal orgazm olunamadiğinda ilişkinin herhangi bir zamaninda kadinin direkt klitoris uyarisiyla orgazm olmasina imkan taninabilir. Bu o kadar da anormal bir durum değildir.
-”Penis boyu nevrozu (takintisi)” terkedilmelidir. Vajinanin üst 2/3”lük bölümü embriyolojik gelişim açisindan alt 1/3”lük bölümünden çok daha farkli bir bölgeden gelişmektedir. Bu nedenle bu iki bölgenin fizyolojik ve anatomik özellikleri birbirinden oldukça farklidir. En bariz farklilik sinir liflerinin dağilimindadir. Alt 1/3”lük kisim zengin bir sinir ağina sahipken, üst 2/3”lük kisimda sinir lifleri nispeten daha azdir. Bu nedenle alt 1/3”lük kisim dokunma, ağri gibi duyaranlara çok daha hassastir. Her zaman belirttiğim gibi penis uzunluğunun kadinin “tatmin olmasiyla” hiçbir ilişkisi olamayacağiunin da göstergelerinden biridir bu. Penis zengin sinir lifleri içeriği nedeniyle en çok vajinanin alt 1/3”lük kimini uyarmaktadir.
Ben Kadin Hastaliklari ve Doğum Uzmani olmam nedeniyle bu yaziyi daha çok kadinin anatomik ve fizyolojik özellikleri üzerinde odaklaştirdim. Bazi okuyucular “erkeklerin de erojen bölgeleri yok mu, erkekler bu kadar mekanik varliklar mi” gibi bir düşünceye kapilabilirler. Ancak konumuz ilişkiden alinan zevkin nitelikleri değil, kadinin orgazm olamamasi olduğundan bu konuya odaklandiriyorum ve bu nedenle de kadinin yapisal özelliklerinin orgazm olmasina etkilerini erkeklerle arasindaki farki vurgulayarak açiklamaya çaliştim.
Yukaridaki önlemlerle orgazm olamama problemi giderilemediğinde yapilmasi gereken bir Kadin Hastaliklari ve Doğum Uzmanina başvurmak ve genel bir jinekolojik muayeneden geçmektir. Her ne kadar kadinda orgazm olamama nadiren jinekolojik bir nedene bağli olsa da kural olarak ilk başvuru jinekolog olmalidir.

Orgazm sorunu